Balıkçı Dükkânının Bir Günü: Tezgâh Açılmadan Önce Başlayan Hikâye
- Karadeniz Balıkçılık
- 5 saat önce
- 1 dakikada okunur

Bir balıkçı dükkânının hikâyesi, müşteri kapıdan içeri girdiğinde başlamaz.
Asıl hikâye çok daha erken başlar.
Günün ilk saatlerinde balıklar dükkâna ulaşır. Kasalar açılır, balıklar kontrol edilir, boyutlarına ve türlerine göre ayrılır. Buzlar yenilenir, tezgâh hazırlanır.
Dışarıdan bakıldığında birkaç dakikalık bir hazırlık gibi görünen bu süreç aslında ciddi bir dikkat ister.
Çünkü balıkta en önemli şeylerden biri soğuk zincirin korunmasıdır.
Ardından tezgâh düzenlenir.
Palamut bir tarafa, levrek başka tarafa, hamsi başka tarafa yerleşir.
Renkler, boyutlar ve türler bir araya geldiğinde dükkân adeta denizin küçük bir vitrini haline gelir.
Sonra ilk müşteri gelir.
“Bugün ne güzel?”
İşte bu soru, bir balıkçının gün içinde en sık duyduğu sorulardan biridir.
Ama aslında cevap sadece balığın adı değildir.
“Bugün hangi balık geldi?”
“Hangisi yağlı?”
“Hangisini tavada yapalım?”
“Hangisi fırında daha güzel olur?”
“Kalabalık sofraya ne alalım?”
Balıkçı için bütün bu soruların cevabı tecrübedir.
İyi bir balıkçı, müşterisine yalnızca bir ürün vermez.
Mutfakta ne yapacağını da düşünür.
Bazen iki kişilik akşam yemeği için doğru miktarı söyler.
Bazen ilk kez deneyecek müşteriye pişirme yöntemi önerir.
Bazen de müşterinin aradığı balığın bugün neden gelmediğini anlatır.
Çünkü balıkçılık sadece balık satmak değildir.
Denizle sofranın arasındaki son halkalardan biri olmaktır.
Ve her sabah dükkânın kapısı açıldığında aynı hikâye yeniden başlar:
Denizden gelen balık, tezgâha; tezgahtan da sofralara doğru yolculuğuna devam eder.



Yorumlar